Antalya' altın portakal film festivalinde toplam 16 filmin gösterime girdiği bu günlerde, ülkemizdeki demokratik açılım'ın sinemadaki tezahür olacakki, 2 film kürtçe olarak gösterime girdi, ''mın dit'' filminden sonra çıkan tartışmalardan hala birilerinin eski bağnaz kafalarının değişmediğini anlıyoruz, aslında 2 filmde'de doğu ve güneydoğuda kısmen şimdi kısmende daha önce yaşananlar anlatılıyor, ''iki dil bir bavul'' filminde kürtçe bilmeyen öğretmen ile türkçe bilmeyen öğrenciler'i içeriyor, bu günümüzde bile hala yaşanan bir durum.. mın dit filminde ise bir zamanlar jitem'in bölgede yaptığı faili meçhul katliamların sadece bir tanesi işleniyor, evet filmde içerilen konuda jitem tarafındana anne ve babaları öldürülen iki çocuk konu edilmiş, iki filmdede yaşananlar gerçek hikayelerden alınmış, hatta bir bavul filminde filmin aktörü siverek'e yeni atanan bir öğretmen olarak tercih edilmiş, film'lerdeki her tema gerçek yani.. bir zamanlar gece yarısı ekspresi filmini milletçe tartışmıştık bu filmi yapanları türk düşmanın ilan etmekle kalamayıp mallarını boykot etmeye kadar gitmişti tepkimiz, her zaman yaptığımız gibi kızdığımız ülkelere tepki için mallarını boykot ediyorduk, şimdilerde israille ''ayrılık'' filmi yüzünden bir kriz yaşanıyor filistinde yaşanan israil zulmü konu alınan bu film israilliler tarafından büyük tepki görüyor, taraflı tarafsız kime sorsanız herkes bu filmin gerçeklerden alıntı olduğunu söyler, filistinde yaşanları anlatan fotoğraf karelerinden daha yumuşak hatlarla anlatılan bir film dersek doğru olur.. 1990'lı yıllardan sonra güneydoğuda şimdilerde 17.000 rakamları ile telaffuz edilen başını jitem'in çektiği faili meçhulleri arayan yakınların arasında o dönem mardin alay komutanı olan rıdvan özden'in eşi tomris hanım'da var, tomris hanım eşinin failini komutanlık ettiği kışlada arıyor, eşinin kışladaki illegal oluşum olan ''bıçak timi'' tarafından infaz edildiğini iddia ediyor tomris özden, geçen hafta ceylan önkol olayında açıklanan bilirkişi rapurda yok rıdvan özden suikastinde, bilinen sadece rıdvan albay ve iki korumasını kanas silahı ile öldüğü, kışlaya bu kadar yaklaşabileceği ve bir terör saldırısının olanak dışı olduğu, o kışlaya bu güne dek hiç bir terör saldırısı olmadığı ve bunu gerçekleştirenlerin oradan kaçma imkanı ve olanağının bulunmadığı, olayda kaç metre uzaktan ateş edildiği vs vs bu ayrıntılar hiç gündeme bile getirilmemiş.. bu yıllarda reno marka araçlara insanlar alınır ve bir daha kimse o insanları görmezdi, mardin'deki jitem sorgu odalarının kapısında türkçe ''burda ALLAH yok PEYGAMBER izinli'' ibaresi yazıyordu, pkk itirafçılarına verilen kimliklerle devlet adına çalıştıkları bundan sonra yapacakları her şey'in devlet adına olduğunu empoze eden komutanlar yönetiyordu o acımasız seri katilleri.. diyarbakır ergani köprüsü altında köylüler her sabah uyandığında kafalarına tek kurşun sıkılan insanları görünce artık şaşırmıyorlardı, buna benzer olaylar kızıltepe mardini birbirine bağlayan ipekyolu üzerinde oluyordu, derik üçyolunda terk edilmiş tesislerde 100,lerce insan kafasına sıkılmış olarak bulunmuş bu olaylarla alakalı bir tek savcılık soruşturması başlatılmamıştı savcılar aslında vardı, ama yoklardı.. mardin derik'li aktaş ailesinin bir ferdi olan yakup evinden alındığında sapasağlam'dı 3 gün sonra cenazesi teslim edilen yakup'un ölüm nedeni kalp sorguda intrihar ettiği idi, vücudunda morluklar kırıklar olan, darp izleri olan yakup ardından 3 çocuk ve devlete kin kusan bir aile bırakıyordu, aktaş ailesinin pkk semapatisi o gün başlıyordu.. jitem elemanları bir general edası ile geziyordu doğu ve güneydoğunun her karışında, onlara kimse ne hesap sorabilir nede kimlik sorabilirdi.. onların astığı astık kestiği kestik, kayıp yakınları kayıplarını aramaya gittikleri devlet kapısından kayboluyordu, kayıp üzerina kayıp, bir ayda aynı aileden 4 kişini farklı zamanlarda kaybolması ve hiç birinin bulunmaması, güneydoğu'da at izi ile it izinin birbirine karıştığı günlerde sıradan olaylardandı.. tunceli emniyyet müdürünün makam odasında dönemin milletvekili kamer genç yeşil (mahmut yıldırım) tarafından tehdit ediliyordu, aynı mahmut yıldırım'ın ekibi bingöl solahan'da ilçenin girişinde yakıt istasyonu kamyon kasasında girip 4 kişiyi öldürüp 3 km alan içinde kayboluyorlardı.. kürt kökenli yazar musa anter, bir köprü altında bulunduğunda hiç bir savcı olayın araştırılması için dava açma cesaretinde bulunamıyordu, devletin temsilcileri yüklendikleri hiç bir sorumluluğun gereğini yerine getiremiyordu ne yazıkki.. bir süre önce abduldair aygan'ın işaret ettiği yerleren çıkan kemikler hazar gölünden çıkan cesetler, botaş arazisi sınırları içindeki asit kuyuları kimsenin görmediği şeyler değildir.. güneydoğu'da şu sıralar yapılan yol çalışmalarında yolların geçtiği güzergahlarda çıkan kafa taslarındaki ortak nokta kafalara sıkılan tek kurşun izleri.. halen diyarbakır'da devam eden faili meçhullerle alakalı dava'da dönemin şırnak jandarma komutanı kemal temizöz ile korucubaşı kamil atak aynı dava kapsamında yargılanmakta bunların geçmişini göremesekte bu gününü görüyoruz.. kamil atak'ın soyadını taşıyan gizli tanıkların işaret ettiği yerlerde toplu mezarlar çıkıyor, faili meçhul cinayetlerin isnat edildiği kişilerin müebbet cezalar istenerek yargılandıklarını görüyoruz.. kurucusu olduğu jitem'in illegal çizgide gösterdiği faaliyetleri ankarada genelkurmay'da komutanlara anlatan ahmet cem ersever'in ankarada faili meçhul olmasının ardında doğu ve güneydoğuda etkin olan bu yapının başkentte bile etkin olduğunu görüyoruz.. mın dit filimi jitem'i gösteriyor, maaş bordroları, tabelaları olan jitem'i gösteriyor, varsın birileri görmezden gelsede jitem'i gösteriyor o tahammül edemediğiniz film, kafanızı kuma sokarak gerçekleri inkar edemezsiniz, biz jitemide gördük eylemlerinide.. hadi o yılları göremediniz elazığ'da 56 günlük bir teğmen'in 4 mehmetçiğin hayatına mal olan olayıdamı görmediniz, aktütün'ü, dağlıcayı, mayını yerleştirdiğini itiraf eden komutana sahip çıkanlarıdamı görmüyorsunuz.. şimdi kafile kafile teslim olacak pkk militanlarını görmeye sıra geldi, bölgede hem pkk terörü, hem devlet terörü bitmek üzere, devlet teröründen kasıt diyarabakırın en işlek caddesinde gaffar okan'ı, komutan olduğu kışlada rıdvan özden'i, ankaranın göbeğinde ersever'i, eşref bitlis'i yok edebilme gücüne sahip olan devlet terörü.. yada uşak ceza evinde sabancı olayındaki maşaları bir mafya liderine öldürten devlet terörü.. devlet terörden elini çektiğinde biter diyordu bu konuda çok mürekkep yalayan biri, evet şimdi terörün bittiği günleri görüyoruz.. hem terörün varlığını görenler, hem bittiğini görenler bu filmi görmesede olur mın dit..(rotinda23)
|