ŞAVAKLI

• 29/11/2009 - BAYRAM HALLERİ..

Kategori: GUNDEM

Tam 3 gündür bekliyoruz silivri'ye geçen bayramda selam yollayan ergenekon'un avukatı yine bir bayram selamı yollarmı diye şimdiye kadar selam kelam yok..
son olarak ortaya çıkan kafes planı bir çok ergenekon savunucusunun safının değişmesine kafi geldi,
gazeteci güngör mengi bunlardan sadece biri,
bayram namazı çıkışı simitçiye uğrama geleneğini bozmayan deniz baykal'dan bir selam bekeleyen silivrideki ''itibarlı saygın'' kişiler bu bayramı selamsız sabahsız geçirek gibi..!

bayram namazı çıkışı alparslan türkeş'in mezarına uğrayıp bir fatiha okuma geleneğini bu bayramda sürdüren bahçeli'ye saygı duymak en doğru karar olur..

bayram namazı çıkışı birleştirici bütünleştirici, husumetleri bir tarafa itmesi beklenen açıklamalar yapması beklenen tayyip erdoğan,
aşıdan tutunda, danıştay'ın ideolojik kararı konusunda açtı ağzını yumdu gözünü, toplumda olmayan bayram havasını darmaduman etti özetle,
bu bayramda siyasi partilerin bayramlaşmayacağı fısıltısıda gerçek oldu, erdoğan'ın çatık kaşlı bayram mesajları ülkenin siyasi havasını özetler nitelikteydi..
siyasetçisinin bir birine bu kadar tahammülsüz olduğu bir ülkenin milleti bayrama izmir ve bayramiç olayları ile girmişti,
hakkaride polisimize taş atan vatanhainlerinin umurunda bile değildi bayram seyran, nede olsa onlar için her gün bayramdı.

bayramın yıldızı yine bayramlarını ailelerinden uzak geçiren doğu ve güneydoğuda bir derneğin tertiplediği yardım faaliyetleri ile iştigal eden iş adamları oldu, dün diyarbakırda bir aileye konuk olan iş adamları 6 aydır sebze meyveye hasret kalan bir ailenin kimsesi olduklarını gösterdiler,
tabii bu çabaların bütün bölgeyi kapsaması elbette olanaksız ama hiç olmamasından daha güzeldir,
doğuda komşusu aç iken tok yatamayan inançlı insanların duyarlılığının tezahürü hepimize insan olduğumuzu bir daha hatırlattı..

güneydoğu'da yaşadığım günlerden bir bayram sabahı kapımız çalmıştı, gelenin elinde tabak halinde yemeklerin olduğu bir tepsi vardı,
bu şaşkınlımızı üzerimizden atamadan kapı yine çalmıştı, bu defa tepsinin üzerinde unutulan tatlı getirilmişti..!
arkadaşlara sofrada hem yemek yiyor hem süzülen göz yaşlarımızı siliyorduk, bu yemekleri o apartmanda pkk sempatizanı olarak methini duyduğumuz giriş çıkışlrarda selamlaşmamak için gayret ettiğimiz, mardinli bir aile getirmişti çünkü..
o günü hatıralamamak mümkün olmadığı gibi o anlarda göz yaşlarımada engel olamıyorum her anımsadığımda..

bayram arefesi arkadaşlarımla bayramda yapacakları konusunda hasbihal ederken onlara muziplik olsun diye kendimin uyarladığı bir bilmece sordum bayram sonrası yanıtını verene bazı ikramlarım olacak diye vaadde bulundum..

3, d 1, k nedir diye sordum,
bilmeceye biraz açıklama getirmem konusunda ricacı olan arkadaşa ülkemizde 3 d var bunların bir tek ortak noktası var diye birazcık kopya verdim,
bayramın 3. günü hala yanıt veren olmadı bayramın 1. günü gece 23 civarı arayan arkadaşıma epey ısrarı üzerine söyleme gereği duydum,
baktım meraktan uyumyacak mecburen söyledim,

1.Deniz,
2.Devlet,
3.Dayyip:)

ortak noktalarıda kral olmaları....
bu krallar ile bu milletin çok bayram geçirmeyeceği umudu ile..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/11/2009 - İYİ BAYRAMiçLER...

Kategori: GUNDEM

Hayatım boyunca en tatsız bayram olarak ırak'ın devrik lideri saddam hüseyin'in abd güçleri tarafından şiilere teslim edilip bir bayram sabahı apar topar idam edildiği bayramdı bu bayramı tatsızlık anlamında tutacak bir bayram daha yaşayacağımı sanmıyorum,

geçen hafta abd başkanına hediye edilen ''cesaret'' adlı hindinin canını bağışlayan abd başkanı ve ondan önceki başkanlar ortadoğuda akıttıkları kanın her gün artarak devam etmesi ile bu coğrafyadaki insanları beyazsaray'da kameralar önündeki hindiden daha üstün tutmadıklarını gösterdi..

bundan yıllar önce mahsur kalan iki balina için abd ve rusya güçlerini birleştirmiş iki balinanın sağ salim kurtulması konusunda inanılmaz çabalar göstermişlerdi..

aynı abd ve rusya kendi inancından milleyietinden olmayan müslüman ülkelerin insanlarına her türlü eziyeti işkenceyi, toplu katliamları reva görmüştür,

bu yüzden abd bir bayram sabahı ortadoğunun önemli bir liderini kurban bayramının ilk günü kurban ederek önemli ve unutulmaz bir mesaj vermişti..

izmirdeki taşlı sopalı, su tesisatı boruları ile saldırıya maruz kalan dtp konvoyundan bir kaç aracın kaçışırken insanların üzerine yürümesi ile noktalanan gerginliklerle bayarama gireceğimizi düşünürken,

bu defa çanakkale bayaramiç'te kürt kökenli yurttaşların evlerinin taşlandığı camlarının kırıldığı görüntülerle bayrama girdik,

bir provakatör'ün kürtler kızlarımıza tacizde bulundu yaygarası ile patlak veren olaylarda evlerin önüne toplanan kalabalık ''kürtler dışarı'' diye slogan atıyorlardı,

bursa'da diyarbakıspora pkk dışarı sloganı atan zihiyyet bu defa bayramiç'te bayram arefesinde farklı bir şekilde tezahür ediyordu,

müslüman bir ülkede bir bayramda kurban edilmek için orda kendi halinde yaşayanları tercih etmek elbette yanlış bir tercihtir,

kendi memleketlerinde yaşadıkları katliamdan sonra devletin sağladıkları olanaklarla kırklareli'ye yerleşen mardin bilgeköy'lüler bu bayramı buruk geçirecekler,

bir köyün yarsı toprağa diğer yarısı cezaevine, kalanlar ise taa kırklareliye gittiler bunların hepsi bir günde oldu..!

sabır ve tahammül olarak sınırda olduğumuzu, izmirdeki olaylardan anladık,

bayramiçte emin olduk, birbirine karşı tahammülsüz olan türk, kürt iki milleti bu günlere getiren nedenleri sorgulayacak değiliz..

bu gün bayram namazını eda ettiğimiz cami'de aynı safları tuttuğumuz insanları gözlerimle süzerek ne kadar ortak noktalarımız olduğunu düşündüm,

inandığımız Allah aynı, iman ettiğimiz peygamber aynı, döndüğümüz kıble aynı, gittiğimiz rükuu ve secde aynı,

yaşadığımız toprakları kazanma mücadelesi veren atalarımızın yattığı çanakkale şehitliğinde kürt-türk ayrımı yapılmamış,

mardinli mahmut ile çankırılı hasan orada yan yana yatarken,

bayramiç'te kendi haline yaşayan insanları oranın dışına çıkarmanın makasadını anlamak mümkün değil,

daha önce farklı yerlerde tezahür eden kürt kökenli yurttaşları hedef alarak patlak veren bu tür provakatif reaksiyonlarda can kaybı olmaması en sevindirici gelişme,

ama bundan sonraki organizelerde bundan öncekiler kadar şanslı olmayabiliriz..

klişeleşen ''türk kürt kardeştir ayrım yapan kalleştir'' kelimleri son zamanlarda pek rağbet görmüyor,

antalya altın portakal festivalinde 10'larca filme gıkını çıkartmayanların kürtçe bir filme tahammülsüzlüğü bu konuları kaşıyanların yer ve zaman ayrımı gözetmeden her yerde aynı misyonu devam ettirdikleri konusunda bizlere yeterince kanaat vermiş oldu..

kürt türk düşmanlığı konusunda bir misyonun çabalarını görmemek için kör olmak gerekir,

bunlar bazen ellerinde taşlar, bazen ellerinde sopalar, bazen ellerinde su boruları ile olabilirler,

hatta 3 tane çocuğun eline tutuşturdukları para ile bayrak bile yaktırabilirler bunların kafasındaki plan kürtler ve türklerin birlikte can cana yaşadıkları bu coğrafyada husumet ve nifak tohumları ekmektir..

habur'dan giren pkk'lıların şovunu organize edenler ile bayramiç'te fitili ateşleyenlerin aynı misyonun temsilcileri olduğunu iddia etmek pekte abartılı olmaz,

son günlerde yaşanan olaylar ve ortaya çıkan belgeler ile anlıyoruzki bu ülkede plan fabrikatörleri varmış,

kafes planındanda anlaşılacağı gibi hrant dink, santora ve ermeni cemaatinin bazı temsilcileri planlanarak öldürüldüler ve öldürüleceklerdi..

sizlere bir olay anlatayım,

dağlıca saldırısından sonra bu olaya karşın toplumsal bazı reaksiyonlar yapılcağı ihbarı üzerine bir çok konuda önlemler alındı,

kırşehir'in gürün ilçesinde dinlenme tesisine giren iki diyarbakır otobüsü içindekiler ile birlikte yakma planı yapılıyordu,

kırıkkalenin kalecik ilçesinde bir kaç kişi kahvehanelere girip şırnak'ta bir saldırı daha olduğu dedikodusu yaymaya başladı,

televizyonlarda böyle bir haber yoktu ama söylentiler yayılıyordu kulaktan kulağa,

bir anda insanlar sokağa dökülmeye başladı ve kalabalık yola doğru yönlendirilmeye başlandı,

gürün'den kalaciğe telefon trafiği otobüslerin muhtemel geçiş saati ile kalabalığı yolu kapatma zamanını denkleştiriyordu,

kalabalığın içinde ellerinde benzin bidonları ile otobüsleri yakma girişiminde bulunanları otobüslerin içindekiler dehşetle seyrediyorlardı,

o anda kalabalığın önüne iki yaşlı kalecikli çıkar ve bizleri öldürmeden bunların kılına dokunamzsınız der ve provakasyon önlenir..

anlaşılan oki bu konuda çok kısa ve reaksionel planlar yapılıyor sıvastaki madımak olaylarında kusursuzca hayat geçirilen planlar bu defa direkten dönüyordu,

bu planlar için bazı kurumlarda oluşumlar olduğu ve bu oluşumların her türlü olanağa imkana sahip olduğu şimdilerde ortaya çıkan bir gerçek,

bu tür provakasyonlara duyarlı olup prim vermemeliyiz,

kürt türk kardeştir ayrım yapan kalleştir kaidesini iyi anlayıp bayramlaşalım,

bu ülkede huzur ve güven içinde yaşanacak yıllar bizim duyarlılığımız ve dikkatimiz ile mümkündür,

saddamı asan abd ile bayramiç'te huzurumuz bosmak isteyenlerin bizim kardeşliğimizden rahatsızlıklarını anlayan anladı..(rotinda23)


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 18/10/2009 - MIN DİT... (ben gördüm)

Antalya' altın portakal film festivalinde toplam 16 filmin gösterime girdiği bu günlerde, ülkemizdeki demokratik açılım'ın sinemadaki tezahür olacakki,

2 film kürtçe olarak gösterime girdi,

''mın dit'' filminden sonra çıkan tartışmalardan hala birilerinin eski bağnaz kafalarının değişmediğini anlıyoruz,

aslında 2 filmde'de doğu ve güneydoğuda kısmen şimdi kısmende daha önce yaşananlar anlatılıyor,

''iki dil bir bavul'' filminde kürtçe bilmeyen öğretmen ile türkçe bilmeyen öğrenciler'i içeriyor,

bu günümüzde bile hala yaşanan bir durum..

mın dit filminde ise bir zamanlar jitem'in bölgede yaptığı faili meçhul katliamların sadece bir tanesi işleniyor,

evet filmde içerilen konuda jitem tarafındana anne ve babaları öldürülen iki çocuk konu edilmiş,

iki filmdede yaşananlar gerçek hikayelerden alınmış, hatta bir bavul filminde filmin aktörü siverek'e yeni atanan bir öğretmen olarak tercih edilmiş,

film'lerdeki her tema gerçek yani..

bir zamanlar gece yarısı ekspresi filmini milletçe tartışmıştık bu filmi yapanları türk düşmanın ilan etmekle kalamayıp mallarını boykot etmeye kadar gitmişti tepkimiz, her zaman yaptığımız gibi kızdığımız ülkelere tepki için mallarını boykot ediyorduk,

şimdilerde israille ''ayrılık'' filmi yüzünden bir kriz yaşanıyor filistinde yaşanan israil zulmü konu alınan bu film israilliler tarafından büyük tepki görüyor,

taraflı tarafsız kime sorsanız herkes bu filmin gerçeklerden alıntı olduğunu söyler, filistinde yaşanları anlatan fotoğraf karelerinden daha yumuşak hatlarla anlatılan bir film dersek doğru olur..

1990'lı yıllardan sonra güneydoğuda şimdilerde 17.000 rakamları ile telaffuz edilen başını jitem'in çektiği faili meçhulleri arayan yakınların arasında o dönem mardin alay komutanı olan rıdvan özden'in eşi tomris hanım'da var,

tomris hanım eşinin failini komutanlık ettiği kışlada arıyor, eşinin kışladaki illegal oluşum olan ''bıçak timi'' tarafından infaz edildiğini iddia ediyor tomris özden, geçen hafta ceylan önkol olayında açıklanan bilirkişi rapurda yok rıdvan özden suikastinde,

bilinen sadece rıdvan albay ve iki korumasını kanas silahı ile öldüğü,

kışlaya bu kadar yaklaşabileceği ve bir terör saldırısının olanak dışı olduğu, o kışlaya bu güne dek hiç bir terör saldırısı olmadığı ve bunu gerçekleştirenlerin oradan kaçma imkanı ve olanağının bulunmadığı, olayda kaç metre uzaktan ateş edildiği vs vs bu ayrıntılar hiç gündeme bile getirilmemiş..

bu yıllarda reno marka araçlara insanlar alınır ve bir daha kimse o insanları görmezdi,

mardin'deki jitem sorgu odalarının kapısında türkçe ''burda ALLAH yok PEYGAMBER izinli'' ibaresi yazıyordu,

pkk itirafçılarına verilen kimliklerle devlet adına çalıştıkları bundan sonra yapacakları her şey'in devlet adına olduğunu empoze eden komutanlar yönetiyordu o acımasız seri katilleri..

diyarbakır ergani köprüsü altında köylüler her sabah uyandığında kafalarına tek kurşun sıkılan insanları görünce artık şaşırmıyorlardı,

buna benzer olaylar kızıltepe mardini birbirine bağlayan ipekyolu üzerinde oluyordu, derik üçyolunda terk edilmiş tesislerde 100,lerce insan kafasına sıkılmış olarak bulunmuş bu olaylarla alakalı bir tek savcılık soruşturması başlatılmamıştı savcılar aslında vardı, ama yoklardı..

mardin derik'li aktaş ailesinin bir ferdi olan yakup evinden alındığında sapasağlam'dı 3 gün sonra cenazesi teslim edilen yakup'un ölüm nedeni kalp sorguda intrihar ettiği idi, vücudunda morluklar kırıklar olan, darp izleri olan yakup ardından 3 çocuk ve devlete kin kusan bir aile bırakıyordu,

aktaş ailesinin pkk semapatisi o gün başlıyordu..

jitem elemanları bir general edası ile geziyordu doğu ve güneydoğunun her karışında,

onlara kimse ne hesap sorabilir nede kimlik sorabilirdi..

onların astığı astık kestiği kestik,

kayıp yakınları kayıplarını aramaya gittikleri devlet kapısından kayboluyordu,

kayıp üzerina kayıp,

bir ayda aynı aileden 4 kişini farklı zamanlarda kaybolması ve hiç birinin bulunmaması,

güneydoğu'da at izi ile it izinin birbirine karıştığı günlerde sıradan olaylardandı..

tunceli emniyyet müdürünün makam odasında dönemin milletvekili kamer genç yeşil (mahmut yıldırım) tarafından tehdit ediliyordu,

aynı mahmut yıldırım'ın ekibi bingöl solahan'da ilçenin girişinde yakıt istasyonu kamyon kasasında girip 4 kişiyi öldürüp 3 km alan içinde kayboluyorlardı..

kürt kökenli yazar musa anter, bir köprü altında bulunduğunda hiç bir savcı olayın araştırılması için dava açma cesaretinde bulunamıyordu,

devletin temsilcileri yüklendikleri hiç bir sorumluluğun gereğini yerine getiremiyordu ne yazıkki..

bir süre önce abduldair aygan'ın işaret ettiği yerleren çıkan kemikler hazar gölünden çıkan cesetler,

botaş arazisi sınırları içindeki asit kuyuları kimsenin görmediği şeyler değildir..

güneydoğu'da şu sıralar yapılan yol çalışmalarında yolların geçtiği güzergahlarda çıkan kafa taslarındaki ortak nokta kafalara sıkılan tek kurşun izleri..

halen diyarbakır'da devam eden faili meçhullerle alakalı dava'da dönemin şırnak jandarma komutanı kemal temizöz ile korucubaşı kamil atak aynı dava kapsamında yargılanmakta bunların geçmişini göremesekte bu gününü görüyoruz..

kamil atak'ın soyadını taşıyan gizli tanıkların işaret ettiği yerlerde toplu mezarlar çıkıyor,

faili meçhul cinayetlerin isnat edildiği kişilerin müebbet cezalar istenerek yargılandıklarını görüyoruz..

kurucusu olduğu jitem'in illegal çizgide gösterdiği faaliyetleri ankarada genelkurmay'da komutanlara anlatan ahmet cem ersever'in ankarada faili meçhul olmasının ardında doğu ve güneydoğuda etkin olan bu yapının başkentte bile etkin olduğunu görüyoruz..

mın dit filimi jitem'i gösteriyor,

maaş bordroları, tabelaları olan jitem'i gösteriyor,

varsın birileri görmezden gelsede jitem'i gösteriyor o tahammül edemediğiniz film,

kafanızı kuma sokarak gerçekleri inkar edemezsiniz,

biz jitemide gördük eylemlerinide..

hadi o yılları göremediniz elazığ'da 56 günlük bir teğmen'in 4 mehmetçiğin hayatına mal olan olayıdamı görmediniz,

aktütün'ü, dağlıcayı, mayını yerleştirdiğini itiraf eden komutana sahip çıkanlarıdamı görmüyorsunuz..

şimdi kafile kafile teslim olacak pkk militanlarını görmeye sıra geldi,

bölgede hem pkk terörü, hem devlet terörü bitmek üzere,

devlet teröründen kasıt diyarabakırın en işlek caddesinde gaffar okan'ı, komutan olduğu kışlada rıdvan özden'i,

ankaranın göbeğinde ersever'i, eşref bitlis'i yok edebilme gücüne sahip olan devlet terörü..

yada uşak ceza evinde sabancı olayındaki maşaları bir mafya liderine öldürten devlet terörü..

devlet terörden elini çektiğinde biter diyordu bu konuda çok mürekkep yalayan biri,

evet şimdi terörün bittiği günleri görüyoruz..

hem terörün varlığını görenler, hem bittiğini görenler bu filmi görmesede olur mın dit..(rotinda23)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 12/10/2009 - ERGENEKON'A SELAM..

Chp genel başkanı deniz baykal bayram kutlamasında ergenekon tutuklularına selam dediğinde, eregenekon'un siyasi avukatının bu yaklaşımını hepimiz saygı ile karşılamıştık, avukat müvekkil ilişkisi elbette bunu gerektirirdi..

silvrideki bu günkü duruşmada tutuklu sanıklardan eski chp'li belediye başkanı gürbüz çapan chp'li vekiller saldırması ve bizi burda tutuyorlar siz çıkıp bağırmıyorsunuz serzenişi, meğer chp'den neler bekleniyormuş neler sonucuna ulaştırıyor bizi..
eregekoncuların en büyük vaadi chp'yi iktidara taşımaktı,
nur serter, sahin mengü gibi vekiller encümeni daniş'in o zamanki üyelerinden şener eruygur'un telkini ile listeye alınmışlardı,
encümeni daniş üyesi eruygur o zamanlar nur serter'in milli eğitim bakanı olacağını söyleyerek chp üzerinde ne kadar etkin olduğunu gösteriyordu,
aynı eruygur tuncay özkan'ın chp'ye katılımı için baykal'a direktifler veriyordu,
tuncay özkan'ın chp genel sekreteri olma ısrarı yüzünden özkan'ın partiye alınması bir başka bahara bırakılıyordu,
yine komuta kademesinin telkini ile chp'den o dönemler tuncay özkan'ın sahibi olduğu kanaltürk televizyonuna trilyonlarca para aktarılıyordu..

ergenekon'un her dalgasında dalganın kapsadığı şüphelilerin avukatlarını araması ve bu avukatın hep şahin mengü olması tesadüften öte bir durum olsa gerekir,
ülkedeki her olayda sessiz kalan chp'lilerin bir tek ergenekon konusundaki hassasiyeti anlaşılır gibi değil..
demokratik açılıma muhalif olan, ermenistan ile sağlanan dialog ortamı ve atılan imzalara muhalif olan,
anayasa değişikliği konusunda atılması olası adımlara içeriğini bilmeksizin karşı olan chp,
ergenekon davasında nerede ise ihsası rey'de bulunarak bu davanın neresinde olduğunu pervasızca göstermiştir..

her hadisede muhalif olan chp'nin bu tavrı muhalefet partisi olmasına bağlı ise,
ergenekon'da taraf olması akıllara acaba chp bir tek ergenekon'un iktidarımı sonucunu getiriyor..

ergenekon'a selam iktidar hayali kurmaya devam..(rotinda23)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 2/8/2009 - DİYARBAKIRDA NELER OLUYOR..?

Kayseri alay komutanı albay cemal temizöz diyarbakır'da yürütülen bir soruşturma kapsamında göz altına alınca faili meçhul cinayetler konusunda çok önemli bir adım'ın atıldığı ve bu sürecin bir çok şaşırtıcı sonuca gebe olacağını düşünmüştük..

temizöz'ün aleyhin 3 tanık çok önemli ifadeler vermiş faili meçhullerin yakınlarınin verdiği ifadeler ile tanıkların ifadelerinin tamamen örtüşmesi,

Anlatılan eylemlerde, maktullerin gözaltına alınmaları, alan kişilerin aynı kişiler olması, beyaz renkli Renault marka bir araç ile alınmaları, kalaşnikof tüfeği ya da tabanca ile öldürülmeleri, benzer yerlerde öldürülmeleri, birçoğunun özensiz 8-10 cm toprak altına üzerine taş koyulmak suretiyle gömülmeleri, üzerlerinden kimlik belgelerinin çıkmaması gibi verilerin benzerlik arz ettikleri belirlenmiştir. Eylem içerisinde olmayan bir kişinin bu bilgileri bilmesinin mümkün olmadığı bundan dolayı gizli tanıkların bu içerkte ifadeleri, kendilerininde o eylemlerde faal olarak yer aldıkları sonucuna ulaştırıyor bizleri..

tanıkların 3'ünün belli diğer 2'sinin gizli olması ve 5 ayrı tanığın ifadelerindeki ortak noktaların nerede ise yüzde 90 olması tesadüf olmadığını gösteriyor,
şırnak'ta o dönemde binbaşı olan temizöz'ün ve belediye başkanı olan aynı zamanda korucu başı olan kamil atağ'ın bütün cinayetlerde etkin olmaları
sorgulara katılmaları ve infaz emirlerini vermesi bütün tanıkların ortak ifadesidir..

tanıkların ifadelerinde gösterdikleri yerlerde vurguladıkları bulgulara ulaşılmasıda tanıkların ifadelerinin gerçekliğine delalet ediyor..
hatta bir tanığın o dönemde kamil atağ'ın ve temizöz'ün hesap haraketleri konusunda verdiği bilgiler bile soruşturmayı yürüten savcılarca bankalar tarafından teyid edilmitir,
kamil atağ ve temizöz arasındaki maddi ve manevi bağlantılar sadece bunlarla sınırlı kalmamıştır,
5 tanığın ifadelerinin dışında bulgu ve belgelere ulaşmıştır soruşturmayı derinleştiren savcılar,
o tarihlerde istihbarat raporlarında geçen bu oluşum ve eylemleri tanıkların ifadelerinden daha dehşetli bilgilere ulaşılmasını sağlamış..

önce 3 tanığın ifadelerini geri çekmesi, sonra 2 gizli tanığın ifadelerini geri çekmesi yargılama sürecinin ve buna katkı sağlayan tanıkların baskı altına alınmaları konusunda bazı kuşkuların oluşmasına neden oldu..
tanıkların hiç bir baskı altında ifade vermemeleri hatta şu an tutuklu olan bir tanığın ihbar mektubu yazıp olayda tanık olması kendi isteği doğrultusunda başlayan tanıklık sürcinde ifadesini geri çekme gerekçesi çok düşündürücü,

gerekçe aynen şöyle;

''Cezaevine düşmemle beraber ailevi sorunlarımdan dolayı ağır bir bunalım yaşadım ve beni suça iten nedenlerin altında ailemi sorumlu tuttum. Çocukluk yaşımda silah altına alındım, okutulmadım. Ailemin böyle bir ortamda beni büyütmesi ve daha sonra yalnız bırakmaları, onlara karşı kinlenmeme neden olduğu gibi o dönemde Cizre İlçe Jandarma Komutanı olarak görev yapan Cemal Temizöz'ün silah altına alınmama onay vermesi de kendisine karşı nefret almama neden olmuştur. Çünkü Temizöz, ailemin eğitimsizlik durumunu biliyordu, engel olabilirdi. Bu nedenlerden dolayı hayatımı yakanların bir nebze de olsa acı çekmelerini istedim.''

hsyk tarafından görev yerleri değiştirilmek istenen savcı ve hakimlerin yerleri değişmeyince, bu defa dava'da en önemli konumda olan tanıkların davadan ifadelerini geri çekmeleri başka süreçleri devreye sokulduğunu gösteriyor bizlere.
unutulmaması gereken bir nokta var temizöz sadece o tanık ifadeleri doğrultusunda yargılanmıyor,
temizöz'le aynı dava kapsamında aynı suçlar isnad edilen korucu başı kamil atağ bütün suçlarını ve bu konuda kendisini yönlendiren temizöz konusunda
çok önemli itiraflarda bulunmuş..

mahkeme süreci 11 eylül'de başlıyor tanıklar olmasada 9 defa ağırlaşmış müebbet istemini gerektirecek delil ve bulgular mevcuttur,
tanıkların çekilmesi ile temizöz'ün serbest kalacağını hayal edenler ne hukuk nede yargıdan bihaberler,
delil klasörlerinden akla hayale gelmeyecek şeylerin olması mahkeme süreci başladığında ortaya çıkacaktır..

son 3 yıl'a ihbar mektupları ve ihbar maiileri damgasını vurmuş durumda,
2 amirale karşı planlanan suikast bir mail ile ortaya çıkmış 7 teğmen bu kapsamda tutuklanmıştı,
mail'de atfedilen her detayın ortaya çıkması bu ihbarın ne kadar gerçek bilgilere dayandığını gösterdi,
mühimmatta var uyuşturucuda, hatta tehdit unsuru olarak kullanılan porno içerikli cd'ler bile var..

ergenekon sürecinde ortaya çıkan mühimmat ve danıştay saldırısı ile ergenekon bağlantıları gizli tanık ve ihbarlar sonucunda ulaşılmış bulgular sayesimnde kanıtlanmış, bunlar yargıtay tarafından danıştay saldırısı ile ergenekon davalarının birleştirilmelerine gerekçe olmuştu..

önce pkk itirfaçısı olarak jitem saflarına katılıp bir çok eylemde jitem tarafından kullanıldığını itiraf eden,
bu defa ''jitem terör örgütü'' itirfaçısı kapsamında gösterdiği her yerde ne hikmetse bir şeyler çıkan itirafçı abdulkadir aygan'ın ifadelerinin arkasında durması bu ülkede yaşamamasından olsa gerekir..

itirfa ve ihbarlar'da tarif edilen yerlerde atfedilen bulgular genelde bulunmuştur,
dolayısı ile hiçbir ifade ve ihbar mesnetsiz değildir..
ergenekon'a bir çok konuda köprü vazifesi gören tuncay güney'in şimdi çıkıp benim her söylediğim yalandı demesi ne kadar gülünç olur,

temizöz'ün tanıklarından 2'sinin sanık kapsamına alınması durumun vehametini gösteriyor,
yargı temizöz davası ile çok önemli bir süreçten geçecektir,
''daha önce istediğimiz doğrultuda kararlar vermeyen yargı mensuplarına ufak tefek bombalar atarak hizaya getirirdik, diye itirafta bulunan bir komutan'ın
etki alanından kurtulup kurtulmadığını gösterecek bu davanın sonucu..!

terörle mücadele sürecinde yaptıkları faili meçhuller ve keyfi eylemler sonucunda terör örgütü mensubu kapsamında yargılananların öyle havadan sudan cezalarla yırtacaklarını sanmıyorum..

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianame, sanık Albay Temizöz'ün 1993 yılında Cizre'de ''terörle mücadele ediliyor'' görüntüsü altında ''korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan oluşan bir grup oluşturduğu'' öne sürülmüştü.

''Söz konusu grubun süreç içerisinde asli görevinden ayrılarak, terör örgütü PKK'ya yardım ettiğini değerlendirdiği ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldıkları kişileri sorguladığı''na yer verilen iddianamede, bu sorgulanan kişilerden bir kısmını öldürdüğü iddia edilmişti.

İddianamede, 765 Sayılı TCK'nın ''adam öldürmek'', ''cürüm işlemek için teşekkül oluşturma'' ve ''adam öldürmeye azmettirmek'' suçlarından sanıklardan Cemal Temizöz'ün 9, Kamil Atağ'ın 7, Tamer Atağ'ın 2, Adem Yakin'in 7, Hıdır Altuğ'un 3, Fırat Altın'ın (Abdulhakim Güven) 6, Kukel Atağ hakkında ise bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.


(jitem terör örgütü ifadesi bilerek kullanılmıştır, pkk mahsum insanları öldürerek terör örgütü ünvanı almıştır, pkk'nın öldürdüklerinin 2 kat'ını öldüren jitem'e terör örgütü dememek onların şan'ına leke sürmezmi..?) (rotinda23)

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Veren de O alan da nedir senden gidecek? Telaşını görenler can senin zannedecek..!

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
rotinda23 azbuz.com

Kategoriler

Arkadaşlar

Blogcu Yardım
sevgihayatinadidir
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:17
| Sonraki Sayfa